Çocuğu Korumayan Millet, İstikbalini Kaybeder Çocuk Cinayetleri ve Şiddet: Bir Toplumun Aynaya Bakma Mecburiyetidir….
Bir milletin gerçek gücü tankıyla, tüfeğiyle, ekonomisiyle değil; çocuklarını ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür. Son yıllarda çocuk cinayetleri, çocuklara yönelik şiddet ve zorbalık haberleri vicdan sahibi her insanın yüreğini dağlamaktadır. Bu tablo, sadece bireysel sapkınlıkların değil; ahlaki, kültürel ve toplumsal çözülmenin açık göstergesidir.
Biz Türk milleti olarak çocuğu “emanet” bilen bir medeniyetin evlatlarıyız. Emanete hıyanet eden ise ne inancımıza ne de millî karakterimize aittir.
İnançtan Kopan Vicdan, Merhameti Kaybeder
İslam inancında çocuk; masumdur, korunması farzdır. Peygamber Efendimiz (sav), “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz” buyururken, bir çocuğun başını okşamanın bile sevap olduğunu öğretmiştir. Bugün çocuklara el kaldıran, onları istismar eden ya da görmezden gelen bir anlayış, İslam’dan değil; nefsinden ve ahlaki çöküşünden beslenmektedir.
Dinin hayattan çıkarıldığı ya da şekilcilikle sınırlandığı her toplumda vicdan zayıflar. Namaz kılıp zulmeden, oruç tutup kul hakkı yiyen bir zihniyet çocukları koruyamaz. Çünkü iman, sadece dilde değil; ahlakta, davranışta ve adalette tecelli eder.
Bu nedenle çocukları korumak istiyorsak:
• İnancı korkuyla değil, merhametle öğretmeliyiz
• Ahlakı nasihatle değil, örnek olarak yaşatmalıyız
• Dini değerleri şiddetin değil, adaletin temeline koymalıyız
Millî Şuur Olmadan Nesil Olmaz
Milliyetçilik, kuru slogan değil; nesli muhafaza etme mesuliyetidir. Çocuğunu koruyamayan bir millet, bayrağını da vatanını da yarınlara taşıyamaz. Tarih boyunca Türk milleti yetimi baş tacı etmiş, mazlumu kollamış, çocuğu devletin temeli saymıştır.
Bugün çocuklar sokakta, okulda, dijital dünyada savunmasızsa; bu, millî reflekslerimizin zayıfladığını gösterir. “Bana ne” diyen bir toplum, “biz” olma vasfını kaybetmiştir.
Mahalle kültürünü, aile bağlarını, toplumsal denetimi yeniden ayağa kaldırmak zorundayız. Komşunun çocuğu, bu milletin çocuğudur. Onu görmezden gelmek, geleceği görmezden gelmektir.
Eğitim: Akıl Kadar Ruh da Eğitilmelidir
Bugün çocuklara bilgi yüklüyoruz ama karakter kazandıramıyoruz. Oysa Türk-İslam medeniyeti, insanı hem aklen hem ruhen inşa etmeyi esas alır.
Okullarda:
• Değerler eğitimi lafta değil, uygulamada olmalı
• Zorbalık kesin ve net şekilde cezalandırılmalı
• Rehberlik hizmetleri güçlendirilmelidir
Aileler ise çocuk yetiştirmenin sadece barınma ve beslenme olmadığını bilmelidir. Sevgi görmeyen çocuk, ya içine kapanır ya da öfkeye teslim olur.
Zorbalık: Geleceğin Şiddetinin Habercisi
Çocuk zorbalığı masum bir “şaka” değildir. Bugün arkadaşını ezen çocuk, yarın toplumu ezer. Bu nedenle zorbalık erken fark edilmeli, hem mağdur hem zorba çocuk doğru şekilde rehabilite edilmelidir. Adalet, intikam değil; ıslah ile sağlanır.
Çocukları korumak; hem iman meselesidir hem de millî bir görevdir. İnancını kaybeden merhametini, merhametini kaybeden insanlığını yitirir. Neslini koruyamayan millet ise istikbalini kaybeder.
Bizim yolumuz; zalimin değil mazlumun, güçlünün değil haklının, susanın değil koruyanın yoludur.
Çocuğa sahip çıkmak, vatana sahip çıkmaktır.
İsmail Gemi
Alperen Ocakları Genel Başkan Yardımcısı
Ziraat Yüksek Mühendisi









