Denizli...
Horozuyla nam salan, sanayisiyle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın radarına giren, tekstilin başkenti, Ege’nin o çalışkan, o üretken, o asil şehri.
Burası sadece bir yerleşim yeri değil; taşıyla toprağıyla, Pamukkale’sinin beyazıyla, insanının samimiyetiyle başlı başına bir huzur limanı.
Bu şehirde doğmadım, evet. Ama dokuz yıldır bu şehrin havasını soluyorum. Dokuz yıldır bu toprakların bereketiyle yoğruluyor, bu şehrin sokaklarını adımlıyor, dertlerini dert, sevinçlerini sevinç biliyorum.
İnsan bazen doğduğu değil, gönlünü açtığı şehre ait olurmuş. Benim için Denizli, işte tam da böyle bir yer. Bu şehri sevmek, onu her geçen gün biraz daha derinlemesine tanımakla başladı; ben de ömrümün bu kıymetli dönemini bu şehre hizmet etmeye ve onun değerlerini anlamaya adadım.
Şimdi bu güzel şehrin gündemine ve yaşamına dönelim.
Denizli; tıpkı dokuduğumuz kumaşlar gibi ilmek ilmek işlenen, bazen hareketlenen ama her zaman üretkenliğini koruyan dinamik bir dokuya sahip. Bizler, bu şehre gönül verenler olarak, hayatın sadece bir rutin değil, bir hizmet ve değer üretme yarışı olduğunun bilincindeyiz.
İşte bu yeni yolculukta, www.denizlidesiyaset.com platformunun kapılarını bana açan, "gel tecrübelerini, birikimini, gözlemlerini burada paylaş" diyen kıymetli bir isimle yollarımız kesişti. Gazeteciliğin mutfağından gelen, şehrin her sokağını, her derdini, her nabzını avucunun içi gibi bilen, mesleğinin hakkını veren o çalışkan, o dürüst, o "bizden biri" Mustafa Karapınar...
Mustafa Bey, Denizli basınının yüz akıdır.
Sadece haber yapmaz, gündemi belirler; sadece yazmaz, şehrin vicdanı olur. Onun gibi gazetecilik disipliniyle yetişmiş, "mutfaktan gelen" bir isimle yol yürümek benim için büyük bir şans. Kendisine, bu nazik daveti ve güveni için buradan teşekkür ediyorum.
Peki, ben bu köşede ne yazacağım?
Denizli’nin siyasetini, sporunu, kültürünü, örfünü, adetini; velhasıl hayata dair ne varsa hepsini masaya yatıracağız.
Bir yazarın sorumluluğuyla; yeri geldiğinde şehrimizin başarılarını ve güzelliklerini gururla övecek, yeri geldiğinde ise daha iyiye, daha mükemmele ulaşabilmek adına eleştirilerimizi yapacağız.
Unutulmamalıdır ki; bizim yapacağımız eleştiriler birilerini kırmak için değil, şehrimizin potansiyelini daha yukarı taşımak için birer yapıcı katkıdır.
İnsanın ve şehrin iyiliği için; doğrunun ve güzelin daima yanında, eksikliğin ise takipçisi olacağız.
Hasılıkelam; hakikatin terazisinden şaşmadan, samimiyetle yol alacağız.
Velhasıl kelam; artık haftada iki gün buradayım.
Sizinle dertleşecek, şehrimizin meselelerine birlikte kafa yoracağız.
Şimdi başlıyoruz.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
Ahmet SANCAR










