Denizli’nin Çivril ilçesindeki o meşhur Işıklı Gölü’nde nilüferler sezonu açtı. Her yer bembeyaz, manzara şahane. Parasını veren tekneye biniyor, o eşsiz güzelliğin ortasına dalıyor. Buraya kadar her şey bir huzur tablosu.
Bazı vatandaşlar hâlâ o can yeleklerini giymeden teknelere biniyor. Sanki geçen yıl o gölün ortasında yaşananlar, o haberlere düşen trajik anlar hiç yaşanmamış gibi... Bir vurdumduymazlık, bir "bize bir şey olmaz"cılık ki sormayın gitsin!
İşte bu tabloya karşı birkaç salvom var:
BİR: "MANEVİ ZIRH" MANTIĞINI Bİ’ BIRAKIN: Bazılarını görüyorum, üzerlerinde ne can yeleği var ne bir önlem. Sorsan "Bizi birileri korur" derler. Yahu tamam, inancına bir şey diyen yok ama tedbir almadan yapılan o hareket, tevekkül değil düpedüz ihmaldir! O hayali zırhın, Allah korusun bir aksilik anında seni suyun üzerinde tutmaz. Anla artık şunu!
İKİ: SOSYAL MEDYA TAKINTISI: Neymiş? Can yeleği fotoğrafta kötü duruyormuş! Karizmayı çiziyormuş! Efendim, nilüferlerin arasında "cool" görünecekmiş. Yahu senin o "karizma" dediğin şey, bir kaza anında hayatınla arandaki tek ince çizgi. O turuncu yelek seni "rüküş" yapmaz, "hayatta" tutar. Fotoğrafın filtresiyle uğraşacağına, canının emniyetiyle uğraş!
ÜÇ: O KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARIN GÜNAHI NE?: En çok da burası canımı yakıyor. Aileler yanlarında küçücük yavrularıyla tekneye biniyor. Kardeşim, hadi sen kendi canını geçtin, o masum sabinin ne günahı var? O çocuk sana güveniyor, "babam beni korur" diye elini tutuyor. Sen ise ne kendine ne de ona o yeleği giydiriyorsun. O çocuklarla yapılan turda "ihmal" kelimesi lugattan silinmeli! O yelek o çocuğa takılacak, o kadar!
DÖRT: TEDBİR ALMADAN TEVEKKÜL OLMAZ: Yerli ve yabancı turist dostum... Kimse sana "eğlenme" demiyor. Ama tedbir almadan bindiğin her tekne, felakete davetiyedir. Geçen yıl yaşanan o korku dolu anları unutup, bu yıl aynı vurdumduymazlıkla gölün ortasına açılmak akıl kârı değildir.
BEŞ: PİŞMANLIK FİLTREYLE DÜZELMEZ: Allah korusun, gölün ortasında o çok güvendiğin "bize bir şey olmaz" duvarı yıkıldığında; ne o ödediğin paranın, ne çektiğin o kusursuz fotoğrafların, ne de "tatil hatırası" dediğin anıların bir hükmü kalır. O an tek ihtiyacın olan şey, kenara ittiğin o "çirkin" bulduğun can yeleğidir. İş işten geçtikten sonra dövünmenin, "keşke" demenin kimseye faydası yok. O pişmanlık ne sosyal medyada silinir ne de vicdanlarda temize çekilir. Yol yakınken, henüz kıyıdayken aklınızı başınıza alın!
Netice-i kelam:
Nilüferler güzeldir, turlar keyiflidir. Ama trajediyle biten keyif, keyif değildir. Sosyal medyada bir story paylaşacağım diye kendi hikayeni sonlandırmanın, hele ki o masum çocukların canını riske atmanın alemi yok. ÖNCE TEDBİR, SONRA TEVEKKÜL!










