Geçtiğimiz haftalarda bir büyüğümle oturup uzun uzun sohbet ederken konu bir anda insanın ihtiyaçlarına geldi. Sohbetin bir yerinde Amerikalı psikolog Abraham Maslow’dan ve onun “ihtiyaçlar hiyerarşisi”nden bahsetti. O güne kadar bu piramidi hiç duymamıştım. Eve gidince merak ettim, okudum, araştırdım. İyi ki de yapmışım…
Bu noktada şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Her sohbetimizde bana yeni bir pencere açan, düşünmeye sevk eden ve yol gösteren o kıymetli büyüğüme gönülden teşekkür ediyorum. Bazı insanlar farkında olmadan insanın yönünü tayin ediyor.
Şimdi gel, birlikte düşünelim:
Sence biz bu piramidin neresindeyiz?
Maslow’a göre en temel ihtiyaç fizyolojik olanlar. Yani yemek, su, uyku, barınma… Aç olan birinin hayaller kurmasını bekleyemezsin. Karnı açken kimse “kendimi nasıl geliştirebilirim” diye düşünmez. İnsan önce hayatta kalmak ister.
Bu ihtiyaçlar karşılanınca devreye güvenlik giriyor. İnsan yaşadıktan sonra, güvende olmak ister. Bir çatısı olsun, yarınından emin olsun, korkmadan uyuyabilsin… Kendini güvende hissetmeyen bir insanın içi hep tedirgindir. Çünkü insan, doğası gereği elindekini korumak ister; hem hayatını hem de sahip olduklarını.
Sonra işin içine sevgi giriyor. Ait olmak, sevilmek, bir yere tutunmak… Dostluklar, arkadaşlıklar, “ben buraya aidim” diyebilme hissi. İnsan tek başına güçlü değil; bunu en çok da zor zamanlarda anlıyor. Başkalarına ihtiyaç duyuyoruz, kabul görmeye ihtiyaç duyuyoruz.
Bunun hemen ardından saygı ihtiyacı geliyor. Değer görmek, fark edilmek, başarılı olmak… İnsan sevildiğini hissettikçe, ister istemez “Ben de bir şey başarmalıyım” demeye başlıyor. Bu duygu, insanı ayakta tutan en güçlü motivasyonlardan biri.
Ve en üstte, kendini gerçekleştirme var. Maslow’un çok sevilen bir sözüyle anlatırsak:
“İnsan, olabileceğinin en iyisi olmalıdır.”
Yani kişi, kendi potansiyelinin peşine düşer. Daha iyisini yapmaya, daha anlamlı bir hayat kurmaya çalışır. Bu bir eksiklik değil; büyüme isteğidir.
Tabii Maslow da şunu söylüyor: Herkes bu basamakları aynı sırayla çıkmak zorunda değil. Kimi için saygı, sevgiden önce gelir. Kimi için anlam arayışı, en temel ihtiyaçların bile önüne geçebilir.
Ben bu teoriyi okurken şunu düşündüm:
İhtiyaçlarımız arttıkça mı zenginleşiyoruz, yoksa tam tersine fakirleşiyor muyuz?
Belki de insan, ihtiyaçlarını azalttıkça hafifliyor.
O yüzden yazıyı bitirirken sana da şunu sormak istiyorum:
Biz bu piramidin neresindeyiz?
Ve daha önemlisi… Orada kalmaktan gerçekten memnun muyuz?










Kendimizi iç yolculuğumuza götüren güzel bir yazı olmuş.