Evet Selahattin Pınar’dan bahsediyoruz. Herkes, Pınar’ın ne
kadar büyük bir bestekar olduğunu konuşur. O kadar büyük bir bestecidir ki, Mustafa
Kemal Atatürk’ün bile hayranlıkla dinlediği bir isim haline gelmiş. Birçok kez
Atatürk’ün de içinde olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu yöneticilerine
fasıllar vermiş.
Sebahattin Pınar, öyle bir aşka tutulmuş ki, ilk kadın
tiyatrocu olan Afife Jale’ye ithafen “Bir Bahar Akşamı Rastladım Size” isimli
şarkıyı besteledi.“Bir Bahar Akşamı Rastladım Size”nin yanı sıra “Hatıralar”,
“Ben yürürüm yane yane” gibi çoğu bilinen 800’e yakın beste yapan Selahattin
Pınar, Türk sanat Müziği’nin unutulmazı ismi Müzeyyen Senar’ın da
hocalarındandı. SELAHATTİN PINAR KİMDİR?Aslen Denizli'nin, Çal ilçesinden
olup, babası Denizli Milletvekili Sadık Bey'in görevi nedeniyle henüz 3
yaşındayken Denizli'lerin yoğun olarak yaşadığı İstanbul'un Altunizade semtine
taşınmışlardır. Babasının karşı çıkmasına rağmen 12 yaşında ud çalarak musikiye
başladı. Dönemin önemli bestekârlarından ders alan Selahattin Pınar ileriki
yıllarda tanbur sazına
geçti. "Üsküdar Musıkî Cemiyeti" adını alacak
olan "Darü'l-Feyz-i Mûsıkî"nin kurucuları arasında bulundu. Burada
Telgrafçı Ata Bey, Udî Sami Bey, Tanburî Cemil
Bey'in öğrencilerinden Kadıköylü Fuad Bey gibi kimselerle ciddi
çalışmalar yapılırdı. Üsküdar Mûsıkî Cemiyeti olduktan sonra bu çalışmalara
Necati Tokyay, Emin Ongan, Şükrü Tunar, Hâfız Burhan ve
daha nice isim yapmış ve yapacak olan sanatkârlar katılmıştı. Bestenigâr Ziya
Bey, Mızıkalı Celâl Bey, Udî Sami Bey, Hanende Hüsameddin Bey, Kâzım Uz ve Ali
Rifat Çağatay hoca olarak görev yapıyordu. Selâhaddin Pınar bütün bu hocaların
çeşitli yönlerinden yararlandı. 1919 yılında Tanbur çalmaya yöneldi. Udî
Selâhaddin Bey'likten ayrılmış, tanburî Selâhaddin Pınar olmuştu. Aynı zamanda
kendine özgü bir uslûp ve boğuk sesi ile okurdu. Bestekârlığa on sekiz
yaşlarında başladı. İlk eseri sözleri Adliyeci Senihî'nin olan Kürdilihicazkâr makamından ve aksak
usulünde bestelediği "Mülkün ne yaman şule-i ikbâli karardı"
güfteli şarkısıdır. En çok bu makamı sevdiğini her fırsatta dile getirdiğini
yakınları bilirlerdi. Yıllar ilerledikçe mûsıkî repertuvarımıza birbirinden
güzel şarkılar hediye etti. Çok temiz giyinen, zarif, efendi, güzel ve esprili
konuşan Selâhaddin Pınar gerek mûsıkî çevrelerinde, gerekse dostları arasında
sevilen, sayılan bir kimseydi. Daha sonra ilk Türk ve Müslüman kadın
tiyatrocu Afife Jale ile evlendi. Bu evliliğin Selahattin Pınar`ın
sanat hayatına etkisini büyük oldu. Bu dönemde ve boşandıktan sonra bestelediği
parçalar genelde karşılıksız ve ümitsiz aşkları, ayrılık acılarını içerdi.Afife
Jale`den sonra ölene dek Seyyare Affet Pınar ile evliydi. Alkol bağımlısı olduğu
sanılan, asabi fakat içe dönük bir karaktere sahip Selahattin Pınar 6 Şubat
1960'ta Todori'nin lokantasında, yanında söz yazarı Selim Aru olduğu halde,
yemek yemek üzereyken yine bir kalp krizi sonucu öldü.Sabiha Gökçen`in anlattığına göre
bestelediği Gel Gitme Kadın şarkısı Atatürk`ün en sevdiği şarkılar arasında yer
alır.İstanbul'un Kalamış, Salacak ve Mecidiyeköy semtlerinde
adını taşıyan üç sokak bulunmaktadır.
kadar büyük bir bestekar olduğunu konuşur. O kadar büyük bir bestecidir ki, Mustafa
Kemal Atatürk’ün bile hayranlıkla dinlediği bir isim haline gelmiş. Birçok kez
Atatürk’ün de içinde olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu yöneticilerine
fasıllar vermiş.
Sebahattin Pınar, öyle bir aşka tutulmuş ki, ilk kadın
tiyatrocu olan Afife Jale’ye ithafen “Bir Bahar Akşamı Rastladım Size” isimli
şarkıyı besteledi.“Bir Bahar Akşamı Rastladım Size”nin yanı sıra “Hatıralar”,
“Ben yürürüm yane yane” gibi çoğu bilinen 800’e yakın beste yapan Selahattin
Pınar, Türk sanat Müziği’nin unutulmazı ismi Müzeyyen Senar’ın da
hocalarındandı. SELAHATTİN PINAR KİMDİR?Aslen Denizli'nin, Çal ilçesinden
olup, babası Denizli Milletvekili Sadık Bey'in görevi nedeniyle henüz 3
yaşındayken Denizli'lerin yoğun olarak yaşadığı İstanbul'un Altunizade semtine
taşınmışlardır. Babasının karşı çıkmasına rağmen 12 yaşında ud çalarak musikiye
başladı. Dönemin önemli bestekârlarından ders alan Selahattin Pınar ileriki
yıllarda tanbur sazına
geçti. "Üsküdar Musıkî Cemiyeti" adını alacak
olan "Darü'l-Feyz-i Mûsıkî"nin kurucuları arasında bulundu. Burada
Telgrafçı Ata Bey, Udî Sami Bey, Tanburî Cemil
Bey'in öğrencilerinden Kadıköylü Fuad Bey gibi kimselerle ciddi
çalışmalar yapılırdı. Üsküdar Mûsıkî Cemiyeti olduktan sonra bu çalışmalara
Necati Tokyay, Emin Ongan, Şükrü Tunar, Hâfız Burhan ve
daha nice isim yapmış ve yapacak olan sanatkârlar katılmıştı. Bestenigâr Ziya
Bey, Mızıkalı Celâl Bey, Udî Sami Bey, Hanende Hüsameddin Bey, Kâzım Uz ve Ali
Rifat Çağatay hoca olarak görev yapıyordu. Selâhaddin Pınar bütün bu hocaların
çeşitli yönlerinden yararlandı. 1919 yılında Tanbur çalmaya yöneldi. Udî
Selâhaddin Bey'likten ayrılmış, tanburî Selâhaddin Pınar olmuştu. Aynı zamanda
kendine özgü bir uslûp ve boğuk sesi ile okurdu. Bestekârlığa on sekiz
yaşlarında başladı. İlk eseri sözleri Adliyeci Senihî'nin olan Kürdilihicazkâr makamından ve aksak
usulünde bestelediği "Mülkün ne yaman şule-i ikbâli karardı"
güfteli şarkısıdır. En çok bu makamı sevdiğini her fırsatta dile getirdiğini
yakınları bilirlerdi. Yıllar ilerledikçe mûsıkî repertuvarımıza birbirinden
güzel şarkılar hediye etti. Çok temiz giyinen, zarif, efendi, güzel ve esprili
konuşan Selâhaddin Pınar gerek mûsıkî çevrelerinde, gerekse dostları arasında
sevilen, sayılan bir kimseydi. Daha sonra ilk Türk ve Müslüman kadın
tiyatrocu Afife Jale ile evlendi. Bu evliliğin Selahattin Pınar`ın
sanat hayatına etkisini büyük oldu. Bu dönemde ve boşandıktan sonra bestelediği
parçalar genelde karşılıksız ve ümitsiz aşkları, ayrılık acılarını içerdi.Afife
Jale`den sonra ölene dek Seyyare Affet Pınar ile evliydi. Alkol bağımlısı olduğu
sanılan, asabi fakat içe dönük bir karaktere sahip Selahattin Pınar 6 Şubat
1960'ta Todori'nin lokantasında, yanında söz yazarı Selim Aru olduğu halde,
yemek yemek üzereyken yine bir kalp krizi sonucu öldü.Sabiha Gökçen`in anlattığına göre
bestelediği Gel Gitme Kadın şarkısı Atatürk`ün en sevdiği şarkılar arasında yer
alır.İstanbul'un Kalamış, Salacak ve Mecidiyeköy semtlerinde
adını taşıyan üç sokak bulunmaktadır.






