"Velayet babaya verilmedir"
Aileyi Koruma Federasyonu Denizli Temsilcisi Ege Sorumlusu Mehmet Ablay, velayet davalarında çocukların babaya verilmesi konusunda basın açıklamasında bulundu.
“Türkiye’de her yıl ortalama 150.000 (yüz elli bin) aile boşanmaktadır. Bu rakam 10 yılda (on beş milyon) aileye tekabül etmektedir” diyen Ablay, açıklamalarına şu şekilde devam etti:
“Ancak boşanan ailelerde; sürekli ve ısrarlı bir şekilde velayetlerin “kadına” verildiğini görüyoruz ki bu uygulama da son 10 yıldır çocukların gelişimi üzerinde aşağıdaki olumsuzlara neden olmuştur:
a) Ülkemizdeki çalışan nüfus, eğitim durumu ve üniversite eğitimi gibi nedenler göz önünde olduğunda bu kesimin çoğunluğunu erkek nüfusun oluşturduğu aşikardır. Elbette çocuğun yaşının çok küçük olması veyahut mahkemede erkeğin çocuk bakamayacak durumda olması buna istisnadır. Ancak bir çocuğun ömür boyu anneye ömür boyu bağlı bir şekilde yaşaması mümkün olmayacağı gibi 7 yaşından sonra da onun okulu eğitimi ve artan kişisel ihtiyaçları gündeme gelecektir. Burada çocuğun büyümesi ve gelişimi için babanın rolü ortaya çıkacaktır.
b) Uluslararası bir sözleşme olan Birleşmiş Millet Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde velayet verilirken esas tutulacak olan ilkenin “çocuğun üstün yararı” olduğu vurgulanmıştır. Ancak buna rağmen ülkemizde ayrılan erkeklerin yüzde 95’i çocuğunun velayetini talep ettiği halde bunların ancak %5’i çocuğunun velayetini alabilmiştir. Bunun dışında aile mahkemeleri sürekli ve ısrarlı bir şekilde Türkiye’nin de taraf olduğu bu sözleşmeye rağmen çocukların velayetini “anneye” verme konusunda ısrarlı davranmaktadırlar.
c) Ülkemizde velayetlerin sürekli ve ısrarlı bir şekilde “kadına” verilmesini aynı zamanda bir başka olumsuz sonuç doğurmuştur. Çoğu kadın, velayetin kendisini verilmesini kötü niyetli olarak kullanmıştır. Çocuğuna bakmak için her hangi bir işte çalışmamıştır.
Özellikle bazı kadınların, süresiz nafaka almak için ya kanun dışı kayıtsız çalıştığını ya da bir başka adamla nikâhsız birliktelik yaşadığını sıkça duymakta ve şahit olmaktayız. Aile dernekleri olarak, kimsenin parasının ya da kazancını hesabını elbette ki yapmıyoruz! Ancak bu kadının ömür boyu nafaka almak için kayıt dışı çalıştığı hele bir de başka bir adamla nikâhsız birliktelik yaşadığı ev ortamı çocuğun yetişmesi ve ahlaki gelişimi açısından tam bir felaket olacaktır!
d) Bunun yanı sıra her ayın birinci ve üçüncü haftası ülkemizde binlerce baba çocuklarını icra yoluyla görmektedir. Her ne kadar icra masrafı artık kaldırıldıysa da işin maddi yanı değil ama çocukların psikososyal durumunu düşünerek- bir babanın ayda 2 kere icraya gidip müracaat etmesi ve aynı zamanda bu işin resmi prosedürü olarak devletin bu hizmet için görevli memur araç ve psikolog tahsis edip çocukla görüşmeyi sağlaması her sene milyarlarca lira kamu kaynağının gereksiz yere israfına neden olmaktadır. Sorunun çözümü devletin bu iş için her hafta binlerce personelini seferber etmesi değildir. Çünkü temel sorun ayrılan kadının, bilerek ve isteyerek çocuğu babaya göstermemesidir. Ayrıca birçok küçük yaştaki çocuk ta kadının tek taraflı tutumundan dolayı babaya karşı önyargılı yetişmektedir. Bu şekilde büyüyen nesiller de yarın iş ve sosyal yaşamda akranlarına nazaran birçok olumsuzluk yaşayacaklardır. Dolayısıyla, yukarıda anılan bütün bu nedenlerden dolayı ülkemizde velayetlerin tahsisinde kadının yararı değil ama “çocuğun üstün yararının” gözetilerek velayetlerin babaya verilmesini; eğer baba çocuğa bakabilecek durumda değil ya da çeşitli imkânsızlık ya da sağlık sorunları varsa anneye verilmesinin daha adil ve hukuka uygun olacağı kanaatimizi makamınıza uygun görüşle arz ederiz”.