Memur-Sen'den ortak ses yükseldi

Memur-Sen Denizli İl Temsilciliği; Pamukkale Üniversitesi'nde Rektör tarafından uygulanan mobbing, derebeylik, keyfi uygulamalara ve itibar suikastına karşı Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, Genel Başkan Yardımcısı Şükrü Kolukısa, tüm hizmet kolu başkanları, yönetimleri ve üyelerinin katılımı ile üniversite girişinde basın açıklaması düzenledi.

Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:“Üniversiteler bilimsel alanlarda gelişmelere yön veren,
yenilikçi eğitim-öğretim uygulamalarında öncü olan, değer üreten ve
mükemmelliği esas alan kurumlardır. Geçmişte yaşanan yasaklar ve keyfî
uygulamalar yerine üniversiteler, hem milletle hem de akademik ve idari ayrım
yapılmadan kendi personeliyle barışmalıdır. Hedef; ufku geleceğe, kapıları
millete açık üniversite olmalı ve bu mutlaka hayata geçirilmelidir.Üniversiteye dair yeni anlayışımız, dünyadaki ve
Türkiye’deki demokratikleşmeyi ve normalleşmeyi fırsat bilerek demokratik
bildiriler yazmak, gençlerin aydınlık geleceğinin önünü açacak manifestolar
üretmek, resmi ideolojiye son vermek olmalıdır. Ancak, Pamukkale Üniversitesi’ndeki
hukuksuzluklar, aymazlıklar ve keyfîlikler bu anlayışla tamamen çelişmektedir.Rektör, koltuğunda kalabilmek için kendi meselelerini
kişiselleştirmekte ve bütün bunları üniversitenin meselesi hâline
getirmektedir. Kişisel meselelerini, gayriahlaki yollarla FETÖ ile mücadeleyi de
kullanarak çözmeye çalışıyor görünmesi hem vatan haini darbecilerle mücadeleyi
zedelemekte hem de Pamukkale Üniversitesi’ni itibarsızlaştırmaktadır.Uzun zamandır, gerek akademik gerekse idari personel, korku
kültürü ve derebeylik ile yönetilen iş ortamında çalışmaktan son derece mutsuz,
huzursuz ve rahatsızdır. Birçok üniversite personeli, Rektör Hüseyin Bağ
tarafından gerçekleştirilen liyakatsiz atamalar, uygulanan psikolojik şiddet,
personele yönelik keyfî yer değişiklikleri ve keyfî FETÖ soruşturmaları yoluyla
mobbinge maruz kalmaktadır. PAÜ rektörü, Türkiye’de mahkeme kararıyla
mobbingden ceza alan ilk rektör olmuştur.Söz konusu mobbinglerin en bariz örneği, Şube Başkanımız
Mehmet Baysal’a FETÖ iftirası ile açılan soruşturmadır. Rektör Hüseyin Bağ,
İlahiyat Fakültesi’ne bağışlanan kayıtlı olmayan ve Müftü Ahmet Hulusi Efendi Camisi’nin
ek binasındaki kullanılmayan ve kilitli olan, anahtarı cami derneği ve il müftülüğünde
de bulunan salondaki atıl kitaplar arasında FETÖ iltisaklı yayınlar bulunduğu
gerekçesiyle İlahiyat Fakültesi dekanı ve fakülte sekreteri şube başkanımıza
soruşturma açmıştır.Bunun yanı sıra, üniversite kütüphane sisteminde, FETÖ’yle
iltisaklı yayınevlerine ait kitaplar kayıt altında ve erişime açık vaziyette
bulunmaktadır. Başkalarınca bağışlanan atıl kitaplarda hassasiyet gösteren rektör,
kendi kütüphanesinden bihaber görünmektedir. Durumun vahameti bununla da
sınırlı kalmamaktadır. FETÖ elebaşını doğrudan doğruya öven, FETÖ’nün
faaliyetlerini yücelten ve aklayan bir kitap, hangi amaçla üniversite kütüphane
sisteminde halen erişime açık bulundurulmaktadır? Kayıtlı olmayan bağışlanmış atıl
kitaplar üzerinden FETÖ suçlaması yapılabiliyorsa, üniversitenin kütüphane
sisteminde bulunan FETÖ yayınevlerine ait ve FETÖ’yü yücelten kitaplardan
dolayı üniversite yönetimine kim soruşturma açacak, hangi işlemi
uygulayacaktır?
Bu iftira soruşturması gündeme gelince, Eğitim-Bir-Sen ve
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, durumun vahametini ortaya koyan tweetler
atmıştır. Rektör Hüseyin Bağ, bu tweetlerden sonra iki yönetim kurulu üyemizin
ve bazı sendika üyelerimizin yerlerini, çalıştıkları birimlerin itirazına
rağmen, değiştirerek kendilerini cezalandırma yoluna gitmiştir. Rektörlere tanınmış olan 13b/4 keyfî yer değişikliği
uygulama maddesinin son üç yılda en çok ve fütursuzca kullanıldığı
üniversitelerden biri, hatta birincisi Pamukkale Üniversitesi’dir. Rektör Bağ
döneminde 100’ün üzerinde üst kademe yönetici değiştirilmiştir. Bu
yöneticilerden bazılarının yerleri değiştirilmiş, bazıları görevinden
alınmıştır.Bağ’ın üç yıllık rektörlük döneminde 4 rektör yardımcısı, 4 genel
sekreter, 4 genel sekreter yardımcısı, 5 personel daire başkanı, 5 öğrenci işleri
daire başkanı, 6 sağlık, kültür, spor daire başkanı, 4 idari ve mali işler daire
başkanı, 7 yapı işleri teknik dairesi başkanı, 5 bilgi işlem daire başkanı, 3 hastane
başmüdürü değişmiştir. Fakülte dekanları, dekan yardımcıları, yüksekokul müdürleri,
müdür yardımcıları, fakülte sekreterleri, yüksekokul ve enstitü sekreterleri ile
diğer idari yönetici değişikliğini saymıyoruz bile. Ayrıca, bu basın
açıklamamızdan sonra rektörün hangi şube yöneticimizi nereye sürgüne
göndereceğini veya hakkında nasıl bir hukuksuz işlem yapacağını da şimdiden
merak ediyoruz.Özetle, Pamukkale Üniversitesi korku kültürüyle ve
derebeylikle yönetilmektedir. Üniversite, Rektör Hüseyin Bağ’ın kişisel
ihtiraslarına, keyfî uygulamalarına ve yönetim beceriksizliğine kurban
edilemeyecek kadar önemlidir.Demokratikleşmeyi, akademik özgürlüğü, kaliteli eğitimi,
güncel bilgiyi ve derinleşmiş bilinci merkeze alan, ara rejim kalıntılarından
bütünüyle arınmış demokratik üniversiteye ve yükseköğretim sistemine dönük
reform bir an önce yapılmalıdır.Bilimsel çalışmaları, araştırma-geliştirmeleriyle adını
duyurması gereken Pamukkale Üniversitesi, Hüseyin Bağ döneminde maalesef
liyakatsiz kadro atamaları, eşini üniversiteye sekreter olarak ataması, mobbing
davaları, evrakta sahtecilik gibi konularla ülke gündeminden düşmemiştir. Rektör hakkında YÖK’ü göreve davet ediyor, sadece bir
örneğini paylaştığımız Pamukkale Üniversitesi’ndeki haksızlık ve hukuksuzluk
silsilesine son vermeye, iftiracılara karşı işlem yapmaya çağırıyoruz”.