Gültekin Denizli'de konuştu
Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dr. Öğr. Üyesi Uzman Psikolog ve Yazar Mücahit Gültekin tarafından Anadolu Gençlik Derneği Denizli Şubesi Şinasi Gökbel Eğitim ve Toplantı Salonunda 'Algı Yönetimi ve Manipülasyon' konulu konferans gerçekleştirildi.
Katılımın yoğun olduğu konferansta “Algı Yönetimi
ve Manipülasyon” konusunu ele alan Gültekin, algı yönetimi ve manipülasyonun
tanımını yaptıktan sonra, algı yönetimi sürecinin dayandığı temel kurallar ve
algı yönetimi ve manipülasyona yatkın kişiliğin özellikleri hakkında bilgi
verdi. algı yönetimi ve manipülasyon kavramlarının kanma ya da kandırma
kavramıyla açıklanabileceğini ifade eden Gültekin, Algı yönetimi ve
manipülasyonun bir kişi, bir kurum, bir odak, bir merkez veya bazen bir devlet
tarafından olabileceğini dile getirdi. “İşin özünde bir tarafın diğer tarafı
kandırması var. Seçtiği hedef bir kitleye kendi amaçları doğrultusunda
söylediği yalanlar var. Bazen çok önemli kişiler, bazen çok yetkin kişiler,
statüsü olan, saygınlığı olan, mevkisi olan kişiler çok kritik konularda
kandırılabiliyor. Hatta bazen bireysel değil, grup olarak da aldatılabiliyoruz.
Kandırmanın en önemli kuralları; amacın gizlenmesi, tekrar edilmesi ve akla
değil duygulara hitap edilmesidir. Bu kurallar işletilmediği sürece yalancı pek
başarılı olamaz” diye konuştu.
ÖRNEKLER VERDİKonuşmasında Algı yönetimi ve manipülasyonla ilgili ilginç
örnekler veren Gültekin, Amerika’da bir haberle Kadınlarda sigara tüketiminin
nasıl attırıldığı yine insanları hasta olduklarına ikna edilerek ilaç
tüketimine nasıl yönlendirildiğini örneklerle anlatı.Daha sonra şunları söyledi:“Irak’ın işgalinde 2003 yılında dünyaya ne dediler Irak’ta
kimyasal silah var, şuradan taşıyorlar, buradan götürüyorlar bütün dünyaya
hikaye anlattılar. Sonra ne dediler Irak’ta kimyasal silah yokmuş kusura
bakmayın falan dediler. Biz Bugün bunun yalan olduğunu biliyoruz ancak bunun
hiçbir önemi yok bu gün algı yönetimi ve manipülasyon sürecinde inşa edilmiş
bir süreci yaşıyoruz.Onun için algı ve yönetimi ve manipülasyonda yalanın
zamanında fark edilip tepki konulması gerekiyor.Kur'an'da, 'şeytan sizi gelecekle korkutur' deniyor.
'Öfkeniz sizi adaletsizlik yapmaya yöneltmesin', 'Merhametiniz sizi hadleri
uygulamaktan alıkoymasın' buyuruluyor. Yani duygularınızı; tefekkürle,
akletmekle, muhasebeyle kontrol altında tutun, deniliyor. Duyguları,
düşüncelerinin önünde giden kişi ve toplumlar kandırılmaya yatkın hale gelir.İnsanların sevmedikleri kişiler hakkındaki negatif
haberlerin, sevdikleri kişilere ilişkin ise pozitif haberlerin doğruluğuna
inanmaya daha yatkındır.”Gültekin "Ey iman edenler, herhangi bir fâsık size bir
haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın. Yoksa,
gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza
pişman olursunuz." ayetini hatırlatarak, buradaki "tahkik edin,
araştırın" ibaresinin kanıta/delile dayalı bir araştırma olduğunu
vurguladı.Mücahit Gültekin algı yönetimi ve manipülasyondan korunmak
için eleştirel bir dikkate ihtiyacımız olduğunu söyledi ve özellikle politik
çıktısı olan ve sonuçları itibariyle önemli olan haberlere/paylaşımlara ilişkin
şu önerilerde bulundu:"Acaba doğru mu? Sorusunu sorun.“Tersi kanıtlar var mı?” “Diğer taraf ne diyor?” diye
araştırın.Kaynağın güvenilirliğini araştırın. İlk kaynak belirli mi?Mantığa ters gelen bir şey var mı?“Doğru”ların da neye hizmet edebileceğini dikkate alın.
" dedi.
“ALGI YÖNETİMİ SAVAŞA AİT BİR KAVRAMDIR”"Algı yönetimi kavramı Amerikan Savunma Bakanlığı
tarafından tanımlanmıştır. Buna göre algı yönetimi; seçilmiş bir hedef kitlenin
duygu ve motivasyonlarını etkileyerek, algı yönetimini uygulayanın hedefine
uygun şekilde davranılmasını ve hareket edilmesini sağlamaktır.Manipülasyonun kelime anlamı yönlendirme, seçme, ekleme ve
çıkarma vb. yollarla bilgileri değiştirmektir. Bilgileri kendi çıkarı için
kullanma, hile yaparak istediği şekilde değiştirme gibi anlamları da vardır.İnsanlık tarihi boyunca iki tip savaştan bahsedilebilir.
İlki klasik savaş, ikincisi ise psikolojik savaştır. Kur'an her iki savaş
hakkında da bilgi vermekte, her iki savaş biçimine karşı da Müslümanların
önlemler almasını istemektedir. Ne var ki tarih boyunca Müslümanlar klasik
savaş karşısında daha başarılı olurken, aynı başarıyı psikolojik savaş
karşısında gösterememiştir.PSİKOLOJİK SAVAŞTA YENİLMİŞ BİR TOPLULUĞUN KÖLE OLARAK
YAŞAMASI KAÇINILMAZDIRKlasik/askeri savaş, tanklarla, tüfeklerle, kılıç ve mızraklarla
yapılır ve bedenleri, toprakları hedefler. Psikolojik savaş ise zihinleri işgal
etmeyi, kalpleri ve gönülleri çelmeyi amaçlar. Müstekbirler psikolojik savaşın
sonuçlarının daha kalıcı ve kesin olduğunu bilmektedirler. Gerçekten de askeri
bir savaşta yenilen bir topluluğun bu yenilgiden bir zafer çıkarması mümkündür
ama psikolojik savaşta yenilmiş bir topluluğun köle olarak yaşaması
kaçınılmazdır.Algı yönetimi, 'olguları isimlendiren algıları da yönetir'
gerçeğinden hareket eder. Bu yüzden algı yönetmenleri ve manipülatörler
olayların ve olguları tanımlamaya büyük önem vermişlerdir. Günümüzde örneğin,
Müslümanların sorunlarını ve çözümlerini seküler kavramsal sistemlere dayanarak
tanımlamaya çalışması onları manipülasyona yatkın hale getirmektedir.Algıları yönetilen kişiler, manipülasyona maruz kalmış
toplumlar zamanla düşmanlarının referanslarıyla düşünmeye başlarlar. Bu
toplumlar bir taraftan sorunları var eden referansları sahiplenirler, bir
taraftan da meşruiyetini yine bu referanslardan alan sorunlardan şikâyet
ederler. Bu durum efendisini seven ama zincirinden şikâyet eden kölenin
durumuna benzer.Peki, bu duruma nasıl geliyoruz? Müslümanlar bu paradoksla
nasıl varlık iddiasında bulunabiliyor? Bunu algılayabilmek için algı
yönetiminin dayandığı bazı kuralları bilmek gerekiyor.İlk kural; amacın gizlenmesi ve sahte amaç üretmektir. Algı
yönetmenleri hedef kitlenin zihinlerini daha çok sebep merkezli düşünmeye
yöneltmekte ve onlar için sahte bir amaç üretmektedir. Sebepler bizim zihnimizi
olmuş/olacak olanın öncesine götürür; amaçlar ise sonrasına götürür. Çünkü algı
yönetiminin birinci kuralı amacın gizlenmesidir. Algı yönetimi, bir kandırma
sürecidir. Kandırılanın, kandıranının amacını fark etmemesi gerekir.Mescid-i Dırar olayına baktığımızda münafıkların mescidin
yapılma sebebine vurgu yaptıklarını ama amaçlarını gizlediklerini görüyoruz.
Sebepler ve amaçlar arasındaki, algı yönetimi açısından en önemli fark,
sebepler hak ve doğru olabilirken amaçlar batıl ve kerih olabilir. Münafıkların
mescidi yapma sebebi, bazı sahabenin yağmur, sel vb. sebeplerle Peygamber
Mescidine gelememesidir. Sebepte bir sorun yoktur. Ama mescidin yapılma
amacı fitne ve kaos çıkarmaktır. O yüzden ayetler mescidin yapılma amacını
açıklamış, Peygamber efendimiz de mescidi yıktırıp yaktırmıştır.İkinci kural algı yönetiminin gerçeklere yaslanmasıdır. Bir
yalan eğer gerçeklere yaslanırsa inandırıcılığı artmaktadır. Örneğin ifk olayı,
bu açıdan çok önemlidir. Bedir, Uhud ve Hendek savaşında müşriklere karşı
dimdik duran Medine, bir çift sözle yıkılmanın eşiğine gelmiştir. Bu olay
Müslümanların psikolojik savaşa karşı donanımlı olmadıklarını ortaya çıkarması
açısından da büyük öneme sahiptir.İfk olayının Medine sokaklarında tutmasının ve hatta bazı
sahabenin bu iftiraya ortak olmasının bir nedeni bu yalanın bir gerçeğe
yaslanmasıdır. Hz. Aişe ve Saffan bin Muattal'ın ordunun gerisinden bir arada
geldikleri doğrudur, gerçektir. Münafıkların lideri bu gerçeğin üzerine
yalanını bina etmiştir.Olay Kur'an tarafından 'ifk' olarak isimlendirilmiştir.
İftira ya da yalan kavramı kullanılmamıştır. İfk sözlükte 'Bulunması gerektiği,
kendi cihetinden, yönünden başka tarafa çevrilmiş her şey' anlamındadır. Bundan
dolayı esiş yönünden sapan rüzgârlara da bu kökten türeyen bir kelime kullanılmaktadır.
İfkin terim anlamı; eğrilik, sapma, gerçekleri olduğu gibi göstermeyip
saptırma, gerçeği olduğundan başka bir şekilde gösterme gibi anlamlara gelir. O
takdirde ifk, günümüzde manipülasyon kavramına çok yakın bir anlama sahiptir.
Kur'an'ın Firavun'un sihirbazlarının yılanlarını da ifk olarak tanımlaması
manidardır.Algı yönetmenleri gerçekleri, olayları takip edip onların
yönünü değiştirmek için çaba harcamaktadır. Suriye olayı bunu güzel
örneklemektedir. Buna Suriye ifki de diyebiliriz. 2010 yılına gelinceye kadar,
müslümanlar Şiisiyle Sünnisiyle İsrail'e karşı önemli zaferler kazanmışlardı.
Müslümanların estirdiği rüzgâr Kudüs'e doğru esmeye başlamıştı. Müslümanlar
arasında bir birlik ve beraberlik duygusu oluşmuştu. Mavi Marmara bunun son örneğiydi.
Sonra birden Suriye olayları çıktı ve Müslümanların ilgi ve dikkatlerinin yönü
değiştirildi. Tabi ki sonuç ortada. Müslümanlar İsrail'e yönelmesini gereken
öfkelerini birbirlerine yöneltiyorlar. Darmadağınlar. Suriye İfk'inden en karlı
çıkan kim olmuştur? Şüphesiz İsrail. İşte sihir budur; algı yönetimi ve
manipülasyon budur. Algı yönetiminin amacı farkedilemediği takdirde kişi
cennette ebedi kalmak için elmayı yer, ama bu davranış ona cenneti
kaybettirir. Algı yönetimine maruz kalan kişilerin ortak kaderi, umdukları
ile buldukları şeyin farklı olmasıdır.Algı yönetiminin 3. kuralı, akla değil duygulara hitap
etmektir. Algı yönetmenleri ve manipülatörler, hedef kitlenin özellikle
korku, öfke, şehvet ve hased gibi duygularını sürekli provoke ederler. Çünkü
kişi sadece alkolle sarhoş olmaz. İnsanlar duygularla da sarhoş olabilirler.
Öfkeyle, korkuyla ya da hasedle sarhoş olabilirler. Sarhoş adamın ne yaptığını
bilmez ve yönetilmeye yatkın hale gelir.Algı yönetiminin 4. kuralı, tekasür kuralıdır. Ben tekasür
diyorum, ama buna grup etkisi deniyor. Yani bir yalanı daha fazla kişi söylerse
o yalan gerçek olmaz. Ama o yalana inanan kişilerin sayısı artar. Eğer yalanı
söyleyen kişiler saygın ve rütbeli kişiler ise yalanının inandırıcılığı daha
fazla artar.”KİTAPLARINI İMZALADIMücahit Gültekin, Konferansın devamında kandırılmaya yatkın
kişilerin 3 temel özelliğini anlattı. Bunların unutkanlık,
duygusallık/nefsaniyet ve tefekkür zaafı olduğunu söyleyen Gültekin, her bir
zaafa İslam tarihinden ve sosyal psikolojiden örnekler vererek açıklık getirdi.
Konferans, konuya ilişkin soruların cevaplandırılmasıyla, Algı Yönetimi ve
Manipülasyon adlı kitabını katılımcılara imzalamasıyla son buldu.